abjection
In critical theory, abjection is the state of being cast off and separated from norms and rules, especially on the scale of society and morality. The term has been explored in post-structuralism as that which inherently disturbs conventional identity and cultural concepts. Julia Kristeva explored an influential and formative overview of the concept in her 1980 work Powers of Horror - An Essay on Abjection, where she describes subjective horror (abjection) as the feeling when an individual experiences or is confronted by the sheer experience of what Kristeva calls one's typically repressed "corporeal reality", or an intrusion of the Real in the Symbolic Order.
julia kristeva'nın psikanaliz teorisi, jacques lacan'ınkinden bazı noktalarda ayrılır. abjection meselesi de bunlardan birine işaret eder. lacan'a göre çocuk, benliğinin ilk oluşumunu ayna evresi denen süreçte (6 ila 18 aylık arası bir dönemde) yaşamaktaydı. bu evrede benliğinin erken uyanışını yaşayan çocuk, oedipus kompleksi sonrasında, name of the father (babanın adı) ile beraber tamamen symbolic order'a (sembolik düzen) giriş yapar; yani kültürel ve dilsel ağların etkisi altına girer. tamamen bir subject haline bürünür.
oysa kristeva'ya göre çocuk, ayna evresinden çok daha evvel öznelliğini, benliğini kazanmaya girişir ve kendini otonom bir birey olarak oluşturmayı hedefler. bu ise abjection ile gerçekleşir. bu döneme kristeva semiyotik chora adını verir. yeni doğan çocuk kendini çevresindekilerden ayırt edemez; örneğin, annesinin bedeni ile kendi bedenini bir bütün şeklinde algılar. hatta annenin göğsünü kendisine ait sanır. bu dönemde çocuk, bazı şeyleri fiziksel (kusmuk, bok mesela), hatta mental olarak kendinden dışarı atmaya meyleder; saf, temiz ve düzgün benliğine ait olmadığını düşündüğü şeyleri. aynı zamanda çocuk, "ben" olabilmesi için, ilk aşkı olan annesini kaybetmek pahasına onu dışlamak, abject etmek zorundadır.
https://eksisozluk.com/entry/17539289